Madde 19

“Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, müdahale olmaksızın kanaat taşıma ve herhangi bir yoldan ve ülke sınırlarını gözetmeksizin bilgi ve fikirlere ulaşmaya çalışma, onları edinme ve yayma serbestliğini de kapsar.”
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

BEÖ nedir?

Bilgi edinme özgürlüğü kişilerin bilgi, belge ve her türlü veriyi herhangi bir sınırlama olmaksızın edinebilmesini öngören temel bir insan hakkıdır. Bu hak bağlamında şekillenen yasalar, vatandaşların kamusal yetki kullanan kurumlardan bilgi edinmesiyle ilgili düzenlemeler içerir.

BEÖ neye yarar?

BEÖ, bireyin başkalarının düşüncelerine özgürce erişebilmesi ve kendi düşüncelerini kısıtlanmadan yayabilmesini öngören düşünce ve ifade özgürlüğünden bağımsız düşünülemez. Bu nedenle TC Anayasası’nın 26. maddesinde sözü edilen düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin temelini oluşturur.
BEÖ, hükümetlerin karar, eylem ve işlemlerini tartışabilmenin zeminini hazırlayarak bireylerin karar alma aşamalarında katılımcı, destekledikleri politikalar konusunda bilinçli olmalarına hizmet eder. Bu sayede bireyin devlete yabancılaşmasını önler. Örneğin yasaların işleyişi, ülkenin ekonomik durumu, bütçelerin kullanılış biçimi hakkındaki bilgiler bireylerin devlet faaliyetlerine ilgisini artırır ve iyi yönetilme sorumluluğunu karar vericilerle paylaşmasını sağlar.

Bu yönüyle toplumsal huzura doğrudan katkısı vardır. Bürokratik devletten demokratik devlete geçiş sürecinde iktidarları hukukla sınırlayan bir özgürlük alanı olarak ortaya çıkan bilme hakkı, demokrasinin ölçütlerinden biridir artık.

Toplumlar bilgi paylaşımı kavramını içselleştirip bunu en hızlı ve kolay biçimde gerçekleştirecek mekanizmalar kurdukları ölçüde demokratik hale gelirler çünkü yönetime katılım ancak bilgilerin erişime açık olduğu oranda mümkün ve anlamlıdır.
Başta kamu kurumları olmak üzere tüm kuruluşlara hesap verme yükümlülüğü getiren BEÖ, aynı zamanda yolsuzluğa karşı etkili denetim araçlarından biridir. Devlet denen devasa örgütlenmenin organlarını hukukla sınırlayan bir güvence olarak gücün kötüye kullanımının, yolsuzluğun ve keyfiliğin önüne geçer. Yönetimdeki gizlilik geleneğinin kaldırılması ve devlet-birey arasındaki çift yönlü bilgi trafiğinin düzenlenmesi sivil toplum kuruluşlarını da harekete geçirdiğinden, yaşam kalitesini doğrudan artırır. Kamusal otoritenin şeffaflığı sayesinde devlet-birey ilişkisi karşılıklı güvene dayalı bir temel üzerine kurulur.
Birincil işlevi yönetilenleri doğru bilgilendirmek olan basın, bireylerin devletle ilgili perspektiflerini şekillendirirken kamusal otoritenin de sıklıkla başvurduğu propaganda ve sansür gibi denetim mekanizmalarıyla mücadele içindedir.

Eksiksiz bilgiye herhangi bir engelle karşılaşmadan erişme ve bilgiyi müdahale olmaksızın ifade edebilme özgürlüğü demokrasinin tamamlayıcısıdır. Devlet ve toplum arasındaki dikey bilgi akışı kadar, toplumun farklı kesimleri arasında gerçekleşen yatay bilgi trafiği için de basının bilgi edinme ve ifade özgürlüğüne ihtiyacı vardır. Farklı siyasi, mesleki, sosyolojik, etnik ya da marjinal gruplar arasındaki düşüncelerin temsili, özgür basının açtığı tartışma alanları aracılığıyla gerçekleşir.

Zaman içinde kamusal otoritenin baskısına maruz kalan ya da tekelleşen geleneksel kitle araçlarının yerini, bağımsız gazeteciliğe elverişli bir ortam sunan internet almıştır. Böylece sıklıkla siyasi liderlerin ve sermaye sahiplerinin menfaatlerine göre biçim alabilen geleneksel medyadan daha hızlı ve kolay erişilebilir bir iletişim aracına dönüşen elektronik ve sosyal medya da bilgi edinme özgürlüğünün alanına girmiştir.

Yeni iletişim teknolojileri sayesinde bilgiye erişim, kişisel verilerin kamu hizmetlerinde kullanım oranıyla beraber dramatik ölçüde artmıştır. Bu gelişme kişisel verilerin korunmasına dair yasaları gündeme taşıdığı gibi, geleneksel medyanın sunmadığı yaygın katılım fırsatları dolayısıyla da kamusal otoriteleri dramatik kontrol mekanizmaları kurmaya zorlamıştır.

Kişiler sosyal medya hesapları üzerinden tespit edilirken, binlerce internet sitesine erişim devlet tarafından temel hak ve özgürlükler görmezden gelinerek çeşitli biçimlerde engellenmektedir. Buna karşın dijital aktivistler kamuya ait internet siteleri üzerinden sakıncalı bulunan bilgileri paylaşarak kamusal otoriteleri tehdit etmektedir. Bu bağlamda BEÖ, internetteki bilgi ve düşüncelerin yayılmasında rol oynayan blog, forum, video siteleri, sosyal ağların çok sesliliğin bir parçası olarak kabul edilmesinin ilk adımıdır.
Bilimsel araştırmaların ve bilginin dijitalleşerek kamuoyuyla paylaşılması kültürel çeşitliliği ve üretkenliği teşvik etmektedir. Kütüphane ve kamusal kurumlara ait arşivlerin kolektif hafızaya yapabilecekleri potansiyel katkı da devletin ideolojik gerekçelerle koyduğu bariyerlere takılma tehlikesi altındadır. BEÖ’nün temel insan hakları arasında tanınması, toplumdaki farklı kesimlerin kültürel ve ekonomik alanlardaki üretimini de olumlu yönde etkiler.

BEÖ Tarihçesi

1215

İngiltere’de Kral John, Magna Carta olarak bilinen fermanla baronlara dilekçe verme hakkını tanımış oldu.

1776

BEÖ ilk kez 1766’da İsveç’te çıkarılan Basın Özgürlüğü kanunu başlığı altında anayasal nitelikte bir hak olarak uygulanmaya başladı. İsveç Anayasası kamu yetkililerini, istenen her resmi belgeyi yabancı uyruklu vatandaşlarına dahi temin etmek ve her talebe yanıt vermekle yükümlü kılıyordu. Bu resmi belge, bir metin, bir resim, bir ses dosyası, bir film olabilirdi. Bu yasa, tüm İskandinav ülkelerinde olduğu gibi, başvuru yapan kişiye kimlik bilgilerini ya da başvuru nedenini açıklama şartı getirmiyordu.

1789

ABD Anayasası’na giren ’ifade özgürlüğü’’ bireylerin kamusal bilgiye erişimini değilse bile medya özgürlüğünü ilgilendiren hükümleriyle BEÖ’nün önünü açtı.

1791

Dilekçe Fransız Anayasası’nda ilk kez anayasal bir hak olarak tanındı.

1945

Bilgiye erişim hakkı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) anayasasında düşüncelerin sözcük ve imgeler halinde serbest dolaşımı olarak tarif edildi.

1946

İfade özgürlüğünü güvence altına alan Birleşmiş Milletler Meclisi Genel Kurulu’nun 59. kararı imzalandı.

1948

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesi, bilgi edinme özgürlüğünü, temel insan hakları arasında tanımlanan ifade özgürlüğünün kapsamına girdi.

1950

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi içeriği ne olursa olsun, herhangi bir birey, grup ya da medya türü tarafından yayılan her tür düşünceyi koruma altına aldı. 10. madde, kanaat sahibi olma özgürlüğü, bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğü ve son olarak bilgi ve kanaat açıklama özgürlüklerini kapsıyordu. Bu özgürlükler kamu otoritelerinin müdahalesi olmadan ve ulusal sınırlardan bağımsız olarak kullanılabilmeliydi. Bunlardan bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğü bütün yasal kaynaklarla yapılabilecek araştırma hakkını içermenin yanı sıra, medyayı merkeze alıyordu. Medyanın özellikle kamuyu ilgilendiren her türlü bilgi ve düşünceyi halka aktarmasını yani halkın yeterli şekilde yanlış bir kullanım bilgilendirilmesi hakkını da bu fıkrada özetliyordu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, savunma ve adil yargılanma, haber alma, basın özgürlüğünün yanı sıra özellikle ifade özgürlüğü konusundaki kararlarında bilgi edinme hakkını kullanmıştı.

1951

Bilgi Edinme Özgürlüğü Finlandiya’da yasal güvence olarak tanındı.

1957

Roma Anlaşması’yla kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu, kurucu altı ülke arasında mal, kişi, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımını sağlamanın yanı sıra kişilere dair bilgilerin yetkilileri tarafından paylaşılmasını öngördü. Şeffaflık ilkesi iki yönlü bir trafiği düzenliyordu: Bireyin, yetkililerinin kendisiyle ilgili elde ettikleri bilgileri suiistimal etme olasılığına karşı korunma hakkı, veri koruma yasasını; yetkililerin devleti ilgilendiren konularda karar alırken hangi bilgilere başvurduğunu bilme hakkı ise bilgi alma özgürlüğü yasasını devreye sokuyordu.

1966

Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi imzalandı. 2014 itibariyle 174 devletin imzasının bulunduğu anlaşmanın 19. Maddesi, bilgi edinme hakkını da kapsıyordu: Herkes, düşüncelerini açıklama hakkına sahiptir; bu hak, herkesin, ülkesel sınırlara bağlı olmaksızın her çeşit bilgiyi ve fikri, sözlü, yazılı ya da basılı biçimde, sanat eserleri biçiminde ya da kendi seçeceği herhangi bir başka biçimde araştırma, edinme ve iletme özgürlüğünü de içerir.

1969

ABD İnsan Hakları Sözleşmesi imzalandı. Sözleşmenin 13. Maddesi ifade ve bilgi edinme özgürlüğünü içeriyordu.

1970

BEÖ Norveç’te yasal güvence olarak tanındı.

1982

BEÖ, Yeni Zelanda ev Avustralya’da da anayasaya eklendi.

1985

Danimarka ve Kanada’da BEÖ yasaları yürürlüğe girdi.

1997

Avrupa Birliği’nin kurucu antlaşmalarından biri olan Amsterdam Antlaşması’nın 255. Maddesi, tüm AB vatandaşlarının Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi belgelerine özgür erişim hakkını güvence altına aldı.

2000

Haber ve düşünceleri elde etme ve bunları ulaştırma özgürlüğünü içeren Avrupa Birliği Temel Hakları Şartı’nın 11. maddesi imzalandı.

2003

TC Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nu onayladı.

2004

Türkiye Cumhuriyeti’nde Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çıkartılarak kanunun uygulanmasıyla ilgili yönetmelik belirlendi.

2008

Türkiye’de yaşayan yabancıların ve faaliyet gösteren yabancı tüzel kişilerin karşılıklılık ilkesine göre bilgi edinme hakkı kanunundan faydalanacağı karara bağlandı.

2010

TC Anayasası’nın 74. maddesinin kenar başlığı olan “Dilekçe hakkı”, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” şeklinde değiştirilmiş, maddeye “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir” hükmü eklendi.

Bilgi edinme başvuruları

Bilgi Edinme Başvuruları: Muhtemel Senaryolar

BEÖ Yasası Ne der?

BEÖ’nün geçmişi 18.yüzyıl’a kadar uzanıyor ancak toplumsal bir talep haline gelişi son 10 yılda gerçekleşti. 1990 yılında yalnız 13 ülkede bulunan bilgi edinme özgürlüğü yasası, 20 yıl içinde 90 ülkede yürürlüğe girdi. Yasanın içeriği ve kapsamı her ülkeye göre değişiyordu ve uygulamalar o ülkedeki anayasal hukuk, bütçe planlaması, eğitimli insan kaynağı, sivil toplum dinamizmi, araştırmacı gazetecilik düzeyi gibi çok sayıda etkene bağlı olarak gelişim gösterdi.

Türkiye ise, kişilerin bilgi edinme özgürlüklerini kullanmalarına dair esas ve usulleri meclisin 9 Ekim 2003’te kabul ettiği 4982 sayılı yasa ile düzenledi. 24 Nisan 2004’ten sonra yürürlüğe giren yasa, kamu kurum ve kuruluşlarını, vatandaşların istediği belgeye 15 iş günü içerisinde erişmesini sağlamakla yükümlü hale getirdi. Başvurunun birden fazla kurum ya da kuruluşu ilgilendirdiği durumlar için bu süre 30 iş günü olarak belirlendi. Bu durumda dahi sürenin uzatılabileceği ve bunun gerekçesinin başvuru sahibine yazılı olarak ve 15 iş günlük sürenin bitiminden önce bildirileceğine karar verildi.
Kamu kurum ve kuruluşları tarafından bilgi edinme başvurularının değerlendirilmesi ve kanunun işlerliğinin kontrolünü sağlamak açısından kurum ve kuruluşlara bir önceki yıla ait raporlarını hazırlamaları yükümlülüğü getirilmiştir. Kurum ve kuruluşlar, aşağıdaki konularla ilgili olarak rapor hazırlamakla yükümlüdür.

- Kendilerine yapılan bilgi edinme başvurularının sayısını,
- Olumlu cevaplanarak bilgi ve belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,
- Reddedilen başvuru sayısı ve bunların dağılımını gösterir istatistik bilgileri,
- Gizli ya da sır niteliğindeki bilgiler çıkarılarak ya da bu nitelikteki bilgiler ayrılarak bilgi veya belgelere erişim sağlanan başvuru sayısını,
- Başvurunun reddedilmesi üzerine itiraz edilen başvuru sayısı ile bunların sonuçlarını;

gösteren bir rapor hazırlayarak, hazırladıkları bu raporları her yıl şubat ayının sonuna kadar Bilgi Edinme Değerlendirme Kuruluna göndermelidirler. Kamu karum ve kuruluşları raporlarını bağlı, ilgili ya da ilişkili oldukları bakanlık aracılığıyla iletmelidirler. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu, kurum ve kuruluşlardan gelen raporların değerlendirilmesiyle hazırlayacağı genel raporu söz konusu kurum ve kuruluşların raporları ile birlikte her yıl nisan ayının sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca kamuoyuna açıklar.
- Yargı denetimi dışında kalan işlemler,
- Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi/belgeler,
- Ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi/belgeler,
- Sivil ve askeri istihbarat birimlerinin görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi/belgeler,
- İdarî soruşturmalarla ilgili olup açıklanması hâlinde kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak, kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak, soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek, gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek bilgi/belgeler,
- Adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin olup açıklanması halinde suç işlenmesine yol açacak, suçların önlenmesi ve soruşturulması ya da suçluların kanuni yollarla yakalanıp kovuşturulmasını tehlikeye düşürecek, yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini engelleyecek, hakkında dava açılmış bir kişinin adil yargılanma hakkını ihlal edecek, nitelikteki bilgi/belgeler, - Kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi/belgeler,
- Özel hayat ve haberleşmenin gizliliği ilkesini zedeleyecek belgeler,
- Fikir ve sanat eserleri ile
- Ticari sır olarak nitelenen bilgi/belgeler kanunun sınırları dışında kalmaktadır.
- Başvuru sahipleri talep ettikleri belgelerle ilişkilerini açıklamak zorunda değildir.
- Belgelere erişim konusundaki formaliteler minimum düzeyde tutulmalıdır.
- Belgeye erişim talebinin reddedilmesi halinde karar gerekçeli olmalıdır.
- Kişiler itiraz kararına karşı bir yargı organına başvurabilmeli ya da bağımsız bir kurul yetkilendirilmelidir.
- Belgenin yerinde incelenmesi ücretsizdir.
- Kopyasının ücretlendirildiği durumlarda maliyetin üzerinde ücret talep edilmemelidir.
- İtirazları ele almak amacıyla Başbakanlık Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) oluşturulmuştur.
- Başvuruların işleme konulmadığı durumlar TC Cumhurbaşkanlığı’nca belirlenmiştir.

Etkinlik

16 mart 2015
bilgi edinme özgürlüğü kolokyumu
bilgi üniversitesi santralistanbul kampüsü
oturumlar
ilk oturum bilgi edinme hukuku
özel oturum doğruluk payı
ikinci oturum medya bağımsızlığı
üçüncü oturum dijital özgürlükler
120 kb
sağ tuş farklı kaydet’e tıklayarak indirebilirsiniz.
araştırma sonuçları

Program

10.30- 12.00 İlk Oturum: Bilgi Edinme Hukuku
Moderatör: İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz

Konuşmacılar
Av. Emre Baturay Altınok
Av. Arif Ali Cangı
Gazeteci, sunucu Banu Güven

12.00-13.00 Öğle Yemeği

13.15-13.30 Özel Oturum: Doğruluk Payı

13.30-15.30 İkinci Oturum: Medya Bağımsızlığı
Moderatör: İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslı Tunç

Konuşmacılar
Gazeteci, sunucu Mirgün Cabas
Gazeteci, Kemal Göktaş
Gazeteci, Erol Önderoğlu

15.30-16.00 Kahve Molası

16.00-17.30 Üçüncü Oturum: Dijital Özgürlükler
Moderatör: İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erkan Saka

Konuşmacılar
Gazeteci, mühendis Füsun Nebil
Av. Serhat Koç
Av. Ali Deniz Ceylan

Video

Etkinlik sona erdikten sonra videolar siteye eklenecektir.

Medya

Galeri

Etkinlik sona erdikten sonra videolar siteye eklenecektir.